Dun gece bu belgesel filmi seyrettim. Bu
film, su zaman gecirilmek icin izlenen, filmin sonunda neden
izlenildigi bile hatirlanmayan, seyirciye hic bir sey katmayan tipik
filmlerin cok uzagindan bakiyor sinema dunyasina..Belgesel,
Hindistan'daki kirmizi bolgede, yani genelevde calisan kadinlarin
fotograflarini cekmek icin Hindistan'a giden Amerikali bir kadinin,
genelevlerde yasayan cocuklari fark etmesiyle yon degistiren hikayesini
anlatiyor..Amerikali fotografci, bu, kimi merakli, kimi cekingen, kimi
uysal, kimi hircin, cocuklara fotograf cekmeyi ogretiyor, ve onlarin o
ortamdan kurtulmalari icin caba gostermeye basliyor..
Filmi seyrederken, hem huzunleniyor, hem guluyor, hem sasiriyor, hem
uzuluyor, hem dusunuyor, hem birseyler yapmak istiyorsunuz..Bu haliyle,
duygu somuru yapilmaya cok musait bir hikayeden, akli basinda guzel bir
belgesel yapilmis..
Insanlara, ailelerinin gecmislerinden oturu, ya da, dinsel, irksal,
cinsel, renksel, vb. ozelliklerinden oturu, hayatlarini duzene sokma,
yoksullugun kisir dongunden kurtulma sansi bile vermedigimiz takdirde,
o kisir dongunden cikarmaya calistiklari baslarini, ellerimizle o zor
duruma, veya batakliga, nasil gerisin geriye donmeleri icin
zorlayabilecegimizi acik bir sekilde gosteriyor belgesel..Oysa birazcik
cabayla, birazcik onyargisiz yaklasimla, birazcik emekle, o insanlar,
iclerindeki potansiyeli -iyi olma ve iyilik yapma, egitim gibi
potansiyellerini- ortaya cikarabileceklerini carpici bir sekilde
anlatiyor.
Filmin sonunda, o kadar kisiden, sadece ikisi mi okula gitmis diye
burun kiviranlara, su meshur deniz yildizi hikayesini hatirlatiyor, ve
"onun icin cok sey fark etti" diyorum..
Iyi seyirler,